Xuraman Muradova - Şehitler Hıyabanı TDKŞB · 07.05.2026 Her yer sükût içinde. Burada mezarların Hepsi aynı ölçüde, Hepsi aynı biçimde. Uzaktan ses geliyor: Ninni söylüyor ana, Yürek yakan feryatla Selamlıyor geceyi, Doğmayan bir güneşle, Açılmayan sabahla... Gâh coşkun gâh da hazin, Göğe yükselen ahla... Yüz tutmuş Hıyaban’a Ninni diyor bir ana… Oğlunun baş taşını Öperek kucaklıyor. Ana sessiz inliyor, Ana sessiz ağlıyor... Evlat acısı ile Yüreğini dağlıyor: “Neredesin ey oğul, Niye geri dönmedin? Sensiz söndü ocağım, Boş kaldı bak kucağım. Mezarına gelmişim Söylenecek sözüm çok, Bura son ümit yerim, Gidecek bir yerim yok...” Ana boynunu büküp İçin için sızlıyor. Oğlunun baş taşını Hasretle kucaklıyor. Birdenbire susuyor, Derin bir “ah” çekerek Şehit oğlu önünde Ve secdeye varıyor... Ahı gökten bakıyor, Ahı yeri yakıyor... Ses geliyor kabirden, Şehit oğulun sesi… Anası dinceliyor, İlmek ilmek sökülüp, İp gibi inceliyor... “Ağlama, canım ana, Şehit anasısın sen! Bu toprağın, bu yurdun Sağlam binasısın sen! Oğlun şehittir ana, Şehitler ölmez inan! Bırak feryadı ahı, Şehitler mekânıdır Yaradan’ın dergâhı. Başını bir kaldır sen, Vatan göklerine bak. Şehidin gülümsüyor, Ordan sana bakarak O göklerden sevinçle Müjdeler getirecek, Son nefesinde seni Cennete götürecek...” Şehitler Hıyabanı... Her yer sükût içinde. Burada mezarların Hepsi aynı ölçüde, Hepsi aynı biçimde. Uzaktan ses geliyor: Ninni söylüyor ana, Yürek yakan feryatla Selamlıyor geceyi, Doğmayan bir güneşle, Açılmayan sabahla... Gâh coşkun gâh da hazin, Göğe yükselen ahla... — https://www.tdksb.org/works/yarim-kalan-mektuplar-sehitler-hiyabani